| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Ferhan Petek

Yazmak; bir çeşit sessiz çığlık,yaşam denen bu sawaşın en güçlü silahıdır. Yazan insan ;var olan insandır.

TASMALI ASMALAR.!

                  Ne yeminin vardır ne hakkın sahiplenmeye. Sadece havada asılı kalabilecek sözlerle doldurmuşsundur hem onun aklını hem kendi hayatını. Kimi kime harcadığını ne farkındasındır ne umurundadır başka her şey. Her anına usulca,yavaş yavaş bilerek sokmuşsundur onu ve diğerleri kalmamıştır senin için. Ne başarın,ne evin ne ailen artık o izin vermedikçe ikinci sırada bile olamaz artık. O demeden, iş yapamazsındır, o demeden çocuğunu sevemez ,eşine selam veremez hale gelirsin. Özgürlük şarkı sözlerinde kalmıştır artık senin için. Halkayı en uygun yerinden diğer ucu onda kalacak şekilde öyle bir bağlamıştır ki sana , nefes alamazsın yokluğunda. İnandıklarını unutturur,sevdiklerini özlemeyi yasaklar bir güç vardır hayatında. Adımlarını sayma oyununu bile o almıştır artık. Bir ileri ,iki geri bir,iki,üç …sayan sen değilsin,hatta ileri gittiğinde yok ki . Gidemezsin o git demeden. Bitiremezsin o sıkılmadan. Halkayı ancak o çıkarır,o isterse özgürmüş gibi yaparsın ancak. Özgürlük tamamen uzak artık. İçeceğin çorbanın miktarını o belirler,yiyeceğin lokma sayısını,sen kimsin ki ona neden diyeceksin? Sus ve dediklerini yap! Aksini düşünmen bile yasak çünkü. Tasmanı gevşetir gibi yaptığında ise dikkatli ol,seni deniyor olabilir.Rüyalarına dikkat et, ne de olsa o ,öncelikle suç ortağın. Her an her şey olabilir. Belki de bir gün biri çıkıp durumu anlar ya da birileri. Ama doğru ya ,kimin umurunda ki! dünya umursamaz halde,devam et. Sadece ondan al emirlerini. Akşama eve götüreceğin ekmeğin bile hesabını bekler senden. Öyle ya; ya onun hakkından çalıyorsan? Seni zavallıların efendisi! Tasmalı efendi seni! Ölürken ona sor,tut ki izin verdi,bu ona kalacaklara bağlı unutma. Çocuğun mu?, kime ne? Aldatmanın en tatlı meyvesini yerken,kim düşünür birkaç dakikada atılan tohumdan büyüyen ağacı? İnlediğini zannettiğin anlarda verdiğin sözlere dikkat et derim, yazdığın notların tapu olmadığına dikkat et de derdim ama sen yoksun ki, o izin vermedikçe, var olmayana birine ne denir ki? Kimin neyi kimin neresinde ?’nin cevabını oyunun sonunda biz izleyiciler alacağız sen onun denetiminde selam verip üzerine örtülen perdenin tuhaf kokusuna takılacaksın. Bakalım bu koku onun parfümüne mi benziyor yoksa doğanın kokusu mu? Ne de olsa bu dünyada hissedeceğin son şey olacak. Zavallıların efendisi,ondan başka her şeyin .. yok ki! Tek gerçeğin..keşke öyle bir şey olsaydı. Senin için keşkeler bile yok artık. Elveda tasmalı efendi…!  İzin verirse el sallarsın bize yukarıdan,ya da artık o nerede isterse ordan..!

TREN GELİR,O KALIR…

                  Acelem vardı işte. Her insanın olduğu kadar. Yetişmeliydim ben de bir yere,başkalarının yetişmesi gerektiği gibi. Önümdeki tek engel,bilet gişesiydi. Trenle aramızda bir bilet vardı. Ve çare bilet gişesindeki kızdı. Apar topar cüzdanımı açtım. Parayı önceden hazırlamak gerekir çünkü böyle durumlarda. Sen hazırlıklı olmazsan,acele etmiyor diye ,gişe sorumlusuna çemkirmeye hakkın olmadığından. Hemen biletimi alıp,yetişmeliydim trene. Hemen alıp biletimi,koşarak binecektim trene. Tabi o kızın yüzünü görene kadar. Kulağına neredeyse yapışmış telefondan,artık neler duyuyorsa,gözleri kan çanağı olmuştu. Yanaklarına akan yaşlara yokmuş muamelesi yapmaya çalışıyordu bana tam mı öğrenci mi ? diye sorarken. Neydi acaba derdi? Ne duyuyordu telefondan? Bir ölüm haberimiydi aldığı? Yoksa sevgilisi mi terk ediyordu onu? Yada o mu anlamıştı bir şeylerin yürümediğini de ayrılık kararını açıklıyordu ona? Belki de ailesinden biriydi hattaki. Bir hastalık mı dolaşıyordu başında? Belki de evliydi ve kocasıydı onu üzen. Belki çocuğu vardı ve anne ne zaman geleceksin? baskısı yapıyordu ona.  Ama o çalışmak zorunda olduğundan belki de doya doya göremiyordu onu. Ya da,belki de öğrenciydi hala. sınavlarında başarılı olamadığını öğrendi belki de telefonda. İnsan ağlamak için olmasa da bir neden yaratır ya belki de öyleydi onunki de. Siniri bozulmuştu ağlıyordu işte.  Nedeni yoktu ve bulamamıştı olamaz mı?  Sadece ağlıyordu işte. Ama takıldı aklıma,trene binişimi hatırlamıyorum bile.Ve de neden acelem olduğunu. Bedenim bindi ama aklım gözyaşlarındaydı hala gişedeki kızın. Neden ağladığını düşünüp durdum sanki bulabilecekmişim gibi. Belki de tahminlerimden biri yada hiçbiriydi ağlama sebebi kim bilir? Ama ağlıyordu işte. Nedeni var ya da yok,ağlıyordu. Neyin var? diyemedim ona. Acelem olmadığından değil,ağlamıyormuş gibi yaptığından. Ve düşündüm sonra,bir insan ağladığını gizliyorsa gerçekten ağlıyor demektir. Ve ağladığı şey gerçekten ağlamaya değerdir.  Belki de kaldıramazdım onu üzen şeyi ben. korktum,çekindim söyleyeceği nedenden belki de. o ağladı,ben gittim öylece.  Ben trendeyken o hala ağlıyordu belki de. Gözyaşlarının benim içime aktığını bilmeden…     

İNSANCIKLAR!

Herkesin içinde var olan,sadece fark edemediği insancıklar sende yok mu sandın yani? Yaşadığın her duyguyu ifade eden,seni sen yapan insancıklar. Acı çektiğin,kızdığın,sevdiğin,şaşırdığın her an da farklı bir insancık serbest kalır. Kendini keşfedemediğin gerçeğinin en acı halidir bu anlar. Kendini tanımadığının ispatı. Gözün açılsın artık,kendine dön ve anla onları. Deli dediklerimiz,kendi kendine konuşanlar neden delidir düşündün mü hiç?  İnsanlığı,kendilerini anladıkları ve bu gerçekler onlara ağır geldiği için olabilir mi? neye yoğunlaşırsan o delirtir seni belki de. Nasıl bir kelimeyi arka arkaya defalarca söylediğin de,kendi adını mesela,anlamını kaybediyorsa,enine boyuna takıldığın bir konu delirtebilir mi seni? Kocaman ve en karışığından bir dondurma tabağı insanlık. Herkes farklı tatta,farklı renkte. Ama dondurma bu,bilmez neden yapıldığını,ne amacı olduğunu. Tıpkı senin gibi. Sadece vardır. Sorgulayamaz hayatı.